12 Ocak 2009 Pazartesi


Nihayet oglum bugun biraz duzeldi, ishal cok sık olmamakla beraber devam ediyor ama en azından biraz biraz yemek yemeye başladı. Hafta sonu doktorumuz musade edince, bugun 2 saatligine sitenin icindeki yuvaya da gitti. Orası Doruk için değişiklik oluyor, havalar güzelken sokakta 2*1 saatlik sürelerle oynamaya alışan oğlum havalar soğuyup süreler kısalınca evde bunalıyordu. Akşam işten geldiğimde bana heyecanl heyecanlı bir seyler anlatmaya çalıştı yuvayla ilgili :)
Sonra biraz resim çizdik, hafta sonu aldığım Cıvıl Cıvıl etkinlik kitabından esinlenip, Doruk benim çizdiklerimin üstüne balon ve ağaç çizdi, pardon diye diye. Bu ara bu yeni moda çıktı, elimi itip 'pardon' deyip benim çizdiklerimin üstüne bir şeyler yapmak ona epey keyif verdi :)
Daha sonra yap-boz yapalım istedi, ama bu aralar benimle sürekli inatlaşma derdinde. Kendisi bana koyacagım yeri gosterip koydurarak oynamayı tercih etti, ondan koymasını istediğimde de inatla koymayı denemedi, henüz çözemediğim bir derdi var benimle ama neyse :)

İş yeri yine çok yoğundu, kriz nedeniyle çok keyifli olmayan günler geçiriyoruz, sinir, stres had safhada, artık aklım çalışsın diye içtiğim vitaminler midemi bulandırmaya başladı, bir an evvel toparlansa ortalık da keyifle işimizi yapsak ...

Bir Yaşında Çocuğunuz Büyürken


Gecen sene nisan aylarında galiba, Doruk henuz 1 yasına gireli birkac ay olmusken, Akıllı Bebek sitesindeki arkadaşların tavsiyesiyle aldığım kitaplardan biriydi bu kitap. Parents dergisi yazarlarının çıkardığı tüm seriyi almıştım.
Bu kitap şu anda Doruk'la yaşadıklarımı analiz etmek adına bana çok faydalı oldu. Serinin diğer kitapları;
2 yaşında cocugunuz büyürken
3-4 yaşında çocuğunuz büyürken
5-6 yaşında çocuğunuz büyürken olmak üzere 4 adet kitaplık bir seri. geçenlerde İki Yaşında Çocuğunuz Büyürken'i de bitirdim. Özellikle ilk kitap bana çok yardımcı olmuştu.

Bu kitap bana oğlumun yaptıklarının aslında bu dönemin özellikleri olduğunu anlamam konusunda çok faydalı olmuştu.

Kitap çeşitli konuları içeriyor ve kitapta çocuğun ağzından da yazılmış yerler var.
Çocukların bazı şeyleri bizi delirtmek, sinirlendirmek için değil, sadece meraktan yaptıklarını bu kitap sayesinde öğrendim :) Mesela bir çocuk neden bardağı ters çevirip sütü döker, sadece meraktan , çevirdiğinde dökülecek mi diye :)
Peki bunu öğrendi, neden başka bir defa daha yapıyor, çünkü yine dökülecek mi diye merak ediyor :)

Yine bu kitapta cok onemli bir diger bolum ise suc ve ceza :)

Kesinlikle ama kesinlikle 12-24 ay arası dönemde cocuk cezadan anlamıyor. Vurmak kesinlikle yapılmaması gereken bir sey. Cunku cocugun dayak yediginde tek dusundugu 'Beni her zaman seven-kollayan biri canımı yaktı' oluyor ve bu dayagın kesinlikle onun yaptıgı hangi davranısın etkisiyle oldugunun ayrımında oldugunu anlayamıyormus. O yüzden dayak zaten hic bir kosulda olmamalı ama bir de neden olmaması gerektiginin cevabı bu iste.

Yine aynı sey ceza icin de gecerli, cocuk yanlıs bir sey yaptıgında kesinlikle ama kesinlikle oda hapsi bu yasta yapılmaması gereken bir seymiş. Çünkü yine yukarıdaki sebepten dolayı cocugumuz onu sevmedigimiz korkusuna kapılıyormus. Bu yasta agladıgında sakinlesene kadar odada oturtmak soz konusu bile olmamalı, onun yerine aglarken yanında durup, ama onunla degil, baska bir seyle ilgilenmek en dogrusuymus. Hatta kendi kendinize sarkı mırıldanın veya biriyle sohbet edin diyor yine aynı kitap.

Bir de bu kitaptan başka bir sey ;

Çocukların elektronik aletlere merakı. Düşünsenize, bir dugmeye basıyorsunuz ve birden karanlık bir ekrandan bir sürü hareketli görüntü, sarkılar, reklamlar cıkıyor. Veya CD caların bir dugmesine dokunuyor ve vıjjjjjjt cd nin kapagı acılıyor. Hangi kuvvet bir cocugu bunu yapmaktan alıkoyabilir ki. Hiçbir kuvvet :)

Çocuğunuz TV'nin acma kapama dğğmesine basıp actıgında ortaya cıkan renkli dünyayı açmamasını hiçbir HAYIR sağlayamaz. O yüzden çocuk bunu yaparken ısrarla bu çocuk hiç laftan anlamıyor diye düşünmeyin boş yere. Onun yerine elektrik prizinden kapatın, onun ulaşamayacağı şekilde. O ufaklık sadece dünyayı keşfetmeye çalışıyor. Ve bunu yaparken de tek düşündüğü hem kendisinin hem de annesinin mutlu olması.

Yine bir başka konu ;

Bu yaşta çocuklarımız yeni yürümeye başlıyorlar, yani bir anlamda artık özgürleşiyorlar. Bİr yandan dünyayı keşfetmek için bir imkanları var, bunu sonuna kadar kullanmak istiyorlar. Ama diğer taraftan da dünya onlar için hala kocaman bir yer, içinde hiç beklemedikleri anlarda onları korkutacak seyler var. Bu yaştaki çocuklar yürürlerken birdenbire dönüp kucağına gelmek ister, hemen alın kucağınıza, çünkü hala her istediklerinde sizin onları kucağınıza daha dogrusu güven dolu bir yere alacagınızı bilmeye ihtiyacları varmış. Keza aynı sekilde oyun oynarlarken, dikkat ettiniz mi, oynarken birden bire sizin yanınıza gelirler veya size bakarlar, onun yanındamısınız, onu kolluyor musunuz diye. Parkta oynarken ona bir mesafe bırakın, kendi kendine bir şeyler yapsın, ama sizi her istediğinde de yanında olun ki, dış dunyadan korkup sizin uydunuz haline gelmesin diyor kitap.

Yine hem bu kitap, hem de bir sürü başka kitabın bu yaş cocuklarında ısrarla ustunde durdukları konu, ona kesif imkanı sunmak.

Eger biz onları cok dar bir alana sıkıstırırsak, aman basına bir sey gelmesin, aman yaralanmasın diye, ne bileyim butun cekmeleri kilitlersek, bu kapıları kaparsak, cocuk bir sure sonraa arastırmaktan vazgeçermiş. Bu yüzden cocuk icin guvenli alanlar yaratmamız gerekiyor.Mutf akta, banyoda, odalarda onun cekmeceleri, dolapları olmalı, her turlu guvenlik onlemi alınmıs sekilde. Bunu atlamayın, yoksa bir sure sonra hıc bir seye dokunmayan, merak etmeyen cocuklar olma ihtimalleri varmış.

12-24 ay bebeğinizin sinir krizleriyle başa çıkmakla alakalı kitaptan kısa özetler verecek olursam ;)
Sakin olun
Eğer o kriz geçirirken siz de üzülürseniz, bu çocuğunuzun sakinleşmesini zorlastırır, bu durumda kontrolu sizin ele almanıza ihtiyac duyar

Yavaş konuşun
Hafif ton hem onun sakinleşmesini sağlar, hem de sizin ne söylediğinizi anlamak için, sakin olmak ve sizi duymak için odaklanmak zorunda kalır.

Krizin ortasında, cocugunuza nedenini sormayın veya bu konuda tartışmayın
Bu durumdayken sizin hiçbir soylediginizi anlamayacaktır, sadece onu sakinleştirecegini düşündüğünüz seyleri soyleyin.

Onu sarın
Onu sıkıca tutun, boylece kendine veya etrafına zarar vermesini onlersiniz, ama kesinlikle yalnız bırakmayın !

Dikkatini dagıtmaya calısın
Sinir krizi sonlanmaya yaınken dikkatini başka yöne cekmeye calısın. Sinir krizine odaklanmadan, onun dikkatini cekebilecek yeni bir seyle ilgisini kazanabilirsin iz.

Patlamaya göz yumun
Bu sekilde davranmandan hoslanmıyorum deyin ve isinize devam edin veya sarkı soyleyin. Ancak cocugunuz hassas bir donemde ise bu yöntem tavsiye edilmiyor, bu durumda onu rahatlatmak daha etkili bir yöntemmiş.

Başkalarının ne düşünecegini önemsemeyin
Vaktiyle cocugu olan herkes cocuklardaki sinir krizinin ne oldugunu gayet iyi bilir, oyüzden bos yere kızarmayın

Pes etmeyin
İşte en önemlisi, çünkü bir defa pes ederseniz, sizin de bir sınırınız oldugunu ögrenir ve bunu her seferinde bulmaya calısır

Kitabın cezayla ilgili söyledikleri de çok hoşuma gitmişti
''Bir yaşındaki bir çocuğun hayatında ceza diye bir sey yoktur. Poposuna veya eline hafifce vurmak, onun için önemli olan insanları taklit ederek ögrenmeye calıstıgı dunya hakkında olumsuz fkirlere kapılmasına neden olur. Vurmanın ona ögretecegi tek sey, genellikle ona karsı iyi olan yetiskinlerin bazen canını acıtabilecegidir. Yapmıs oldugu seyle, sizin yaptıgınız arasondaki baglantıyı kurabilecek yetenege henüz sahip degildir. Bu yastaki bir cocugun neden-sonuc ilişkisini kurabilmesi icin fazla karmasıktır. Sahip oldugu üstünlükleri elinden alamk da aynı sekilde buyuk cocuklar icin etkili olabilir, ancak bu yastaki cocukta işe yaramaz.''

Evet benim yapacağım özet buraya kadar arkadaşlar, devamını veya detayları merak eden en kısa sürede edinsin, okurken sıkılmayacağınıza ve bir çırpıda bitireceğinize eminim ;)

11 Ocak 2009 Pazar

Hala hastalik gitmedi



Hala hastaligi tam atlatamadin canim oglum, dun doktor enistene de gittik, ama ishal hala devam ediyor. Kulaklar, burun, cigerler temiz neyse ki. Ama yemek yemiyorsun, zaten 15 gunde hemen yarim kilo vermissin bile. Aksam ac yattin, sabah kahvalti eder diye dusunurken, onu da es gectin, artik inat etmeyeyim bari makarna yersin diye dusunup renkli makarnalardan yapmama ragmen son gunlerde en cok soyledigin cumleyi buna da kurdun; 'Doruk yemek yemeyecek ıhhh ıh'. Simdi gene ac acina yatiyorsun, israr etmeyeyim diyorum ama icim icimi yiyor. Ozellikle bana daha cok yapiyorsun, yarin Emine Yengen gelsin de birazcik yemek ye bari oglum. Ah be canim, nedir ki benimle bu kadar alip veremedigin, benden yemek yemek neden bu kadar zor geliyor sana, belki de en az ısrar edenlerden biriyim, Emine Yengen, ananen oyunlarla yediriyor diye benden de oyle mi yemek istiyorsun, ama o da dogru degil ki.
Cok canım sıkılıyor sen boyle ac yatinca, keske uyaninca bari yogurdunu yesen, ama eminim ki ona da 'Doruk yemeyecek ıhhh ıh' diyeceksin, makarnaya bile ıhh ıh dediysen, hic umudum yok :(
Hadi bir an evvel iyileş artik da su fotograftaki gibi keyfin yerine gelsin.

10 Ocak 2009 Cumartesi


Bu sabah erkenden kalkip, evden ciktim, disciye gitmem gerekiyor diye, Nisantasinda park sorunu var diye arabayi da almadim. Saat 10'da discinin kapisina gittim saskin saskin, ama megerse randevum 11'de imis. Hemen o sinirle, karsidaki Remzi Kitapevi'ne girdim, hemen kendime minik bir ajanda aldim, artik ust uste randevu almayayim diye, ust katta cocuk kitaplarina bakarken de daha once bir blogda bahsedilen bu kitabi gorunce ustune atladim. Nasıl guzel bir kitap, icindeki cizimler, yeni oyunlar, bunlari yapman icin biraz buyumen gerek ama dayanamayip aldim tabii ki, simdi ben yaparim, biraz buyuyunce de sen yaparsin diye.


Daha sonra da bu kitabin ustune atladim, hayvanlari o kadar cok seviyorsun ki, bu kitabi gorunce çıldıracağına emin olarak ki nitekim kitabı gorunce tepkin tam tahmin ettiğim gibi oldu :)

9 Ocak 2009 Cuma

Mutlu Çocuk Yetiştirmenin Yolları



Bu bloga başlamadan önce böyle bir niyetim olmadığından dolayı, okumak için bazı copy-paste dosyalar duruyordu bilgisayarımda, şimdi onları kullanmak isteyince, alıntı kaynağını yazma konusunda maalesef sıkıntılarım oluyor. Bu aşağıda yazdıklarım da alıntı, ama kimden, nerden oldugunu hatırlayamıyorum ne yazık ki :(

'''Uzmanlar, mutlu çocuk yetiştirmenin oyuncaklarla değil, hayatı boyunca ruhunu besleyeceği “pozitif bakış açısını” aşılamakla mümkün olacağını söylüyor.

Çocuğun hayatı boyunca ruhunu besleyeceği 12 basit yolu şöyle sıraladı:

* Derslere, kurslara ara verip çocuğunuzla bire bir vakit geçirin. Onunla beraber yerde oturup yap boz yapın, mutfakta beraber omlet yapın, banyo yapmadan önce beraber yüzünüzü boyayın, parkta beraber kaydıraktan kayın.

* Değer yargılarını geliştirin. Ona sorumlulukları olan değerli bir vatandaş olduğunu aşılayın. Etrafındaki insanların hayatında fark yaratacak kapasitede olduğunu gösterin. Mesela kullanmadığı oyuncakları beraber biriktirip, bir derneğe bağışlayın. Eski gazeteleri biriktirmeyi, geri dönüşümü ona onun dilinde anlatın.

* Aktivitelerde ona katılın, beraber bisiklete binin, beraber yüzmeye gidin, hem onu teşvik edersiniz hem de bol bol spor yapmış olursunuz.


* Espri yapın, fıkralar anlatın, arada bir birbirinize takılın, bol bol gülün, gülmek daha fazla oksijen solumanızı sağlar.

* Çocuğunuzu iyi bir iş yaptığında tebrik edin, ona hangi konularda başarılı olduğunu açıkça anlatın. Mesela ödevini bitirdiğinde “resminde kullandığın renkleri çok beğendim” gibi detay verin. Yaptığı proje hakkında konusun. Çocuğunuzu hediye ile değil övgülerle ödüllendirin.

* Çocuğunuzun iyi yemek yemesine özen gösterin. Yemek aralarında yoğurt, meyve ve bol su verin. Yemek yemez diye öğün araları çocuğunuzu aç bırakmayın, hem psikolojisini etkiler hem de kilo kaybına neden olur.

* Çocuğunuza hayal gücünü kullanabileceği oyunlar yaratın. Resim yapmak hem hayal gücünü geliştirecektir hem de yaptığı resimden dolayı tatmin hissi doğacaktır.

* Günde 4 kere çocuğunuzu kucaklayın, 8 kere öpün, 16 kere ona gülümseyin. Tüm bunlar size kat kat geri dönecek.

* Çocuğunuzu dinlemesini öğrenin, lafını yarıda kesmeyin, başka bir işle ilgileniyorsanız, bırakın ve ona konsantre olun. Söylediği şeylerin önemli olduğunu onu dinleyerek gösterebilirsiniz. Bırakın aynı şeyleri tekrar etsin, siz hep aynı dikkatle dinleyin.

* Mükemmeliyetçiliği bırakın. Çocuğunuzun yarıda bıraktığı bir işi bitirmeye veya düzeltmeye çalışmanız onun kendine güvenini sarsar. Masayı silerken atladığı köşeyi tekrar silmeniz veya beraber diktiğiniz saksıyı düzeltmeniz ona yaptığı işin iyi olmadığı hissini verecektir. Bir daha çocuğunuzun yaptığı işi düzeltmek için elinizi uzattığınızda düşünün. Eğer yaptığı iş tehlike yaratmıyorsa, sağlığa zararlı değilse elinizi geri çekin.

* Karşılaştığı güçlükleri kendi başına aşmasını öğretin. Ayakkabı bağlarını yavaş da olsa bekleyin kendi bağlasın, çamaşırları asmanızda yardım etmek istiyor, beraber asın. Merdivenlerden kendi inmek istiyor, önünde yürümek şartıyla bırakın insin. Üstünden gelemeyeceği bir problemle karşılaştığında size problemi anlatmasını söyleyin ve çözümüne beraber karar verin.

* Sevdiği seyleri yapmasına izin verin, gereksiz kısıtlama enerjisini ve heyecanını dışa atmasını engeller, bu da ona sıkıntı verir. Unutmayın; oyuncaklarını toplamayı öğrenmesi için önce dağıtabilmesi lazım.'''

Bence bu cocuk mutlu :)

1 yaş büyümüş Noel Baba


Doruk'a bu sene Noel Babab kostümü giydirmek mümkün olmamıştı, ne yaptımsa ne ettimse 'Doruk giymeyecek ıııhhh ıhhh' dan başka bir şey demedi maalesef. Ama bugün fotolarimi organize ederken ne buldum; geçen sene her istediğimi itirazsız yapan küçük bir Noel Baba :)

Ah be kuzu, bu sene de giydirebilseydim sana şu kıyafeti de ikisini yanyana koyabilseydim ne kadar büyüdüğünü yanyana gösterebilmek icin

Oglumun odası


Oglumun odasını biraz daha onun kullanımına uygun hale getirmek istiyorum. Montessori ile tanıştığımdan beri, epey bir köşe yarattım evde, henüz fotolarını cekemesem de; artık kendine ait, boyunun erişebileceği bir kitaplığı, oyuncaklarını dizebileceği başka bir kütüphane daha var, ama odasında sıkışıklık yaratmamak adına dışarda.
Ama yatagını kaldırıp yer yatağı yapmaya hala gönlüm elvermiyor, o kadar arayıp, özenerek yapmıştım ki odasını.

Bir ara kitaplıgının ve oyuncak raflarının da fotosunu koyayım bari :)