21 Ağustos 2009 Cuma

Doruk 30 aylık


Su son bir ayda cok buyudu...
Artık oturup sohbet edebiliyor resmen benimle...
Daha onceleri isten eve telefon actıgımda, benimle hic konusmayan oglum, artık ne yaptı, ne etti anlatabiliyor...
Son zamanlarda sanki yemek sorunumuz da azaldı...
Hala krizler olmuyor degil, durup dururken, ama neyse ki cok uzun sürmüyor...
Gerçi çok daha şiddetli oluyor...
Kendi gücünü göstermek istiyor.
Bu arada boyu 94 cm, kilosu da 15 kiloya yaklasıyor...
Artık peynire basladık, aralarda ayran ve dondurma kacamagı da yapıyoruz...
Ama dedigim gibi, sanki bu ay daha bir büyüdü...
Konuşmaları çok mantıklı, fikir yürütüyor, çözüm sunuyor...
Hala tam bir lokum :)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Kıskanıyorum...

Taaaaa dünyanın bir ucunda, 2 dünyalar güzeli kızını, kimseden yardım almadan tek başına büyüten, üstelik bunu son derece eğlenceli bir şekilde yapan, bunun yanında benim blogun ne olduguyla ilk defa tanışıp, hayranı oldugum, 2 cocuk büyütüp, böylesi güzel bir blog yaparken üstüne üstlük, bir de resim, heykel, el işi, dünya kadar işe vakit ayıran Nilüfer'i cok kıskanıyorum. Sayfasiyla ilk defa baby shower icin fikirler ararken tanismistim, o zamandan beri once 'Nilufer'in sekerleri', sonra 'Anneyiz.biz' ve nihayet simdi de 'Decaflatte'de okuyabiliyorum kendisini. Hala hevesle, vaktiyle bahsettigi kitaplarini bitirmesini bekliyorum. Ama bu blog şahane değil mi :)

Bir de Istanbul'da, 'Akilli Bebek' vasıtasıyla tanıştığım, ikizlerini yine tek başına, bir gün bile kimseden yardım almadan büyüten, onlari pırıl pırıl 2 afacan haline getiren Özlem'i kıskanıyorum. Çocuklarını büyütmek uğruna işini bırakmayı göze alan cesaretini kıskanıyorum.

Sonra cok guzel fotograflar ceken, yine el becerileri ve yaratıcılık konusunda kıskandığım Tugba var, kıvırcık saclı Defdef'in sayfasına girmek hergun mutlakalarımdan oldu artık :)

Ps: sabah sakin kafayla basladıgım bu post, yanlıslıkla bitmeden yayınlandı, simdi bu saate kadar is calisirken sırf ara vermek icin girdigimde gordum :( Artık bu kafayla ne yazdım onu bilmiyorum. Affola...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Doktor kontrolumuz


Bu gordugunuz yavru, aslında boyle kucuk gorunmekle birlikte son derece olgun bir yavru...
Salı günü, Süha işten izin aldı, Doruk'un gidilmesi gereken 3 doktor randevusu birikmişti...
Önce 2.5 yaşına geldiğinden doktorumuzun tavsiyesiyle göz kontrolu yapılmış...
Doktorlar ve hemşireler şaşırmış, bizimki karşısında formalı biri gördüğünde dünyadaki en sevimli ve uysal cocuk olabiliyor, doktor önlüğü de bunlara dahil :)
Doktorun her söylediği yönlendirmeyi harfiyen yapmış, makineye çenesini dayamış
Uzakta gördüklerini tek tek saymış.
Neyse ki gözler sağlam, 5 yaşına kadar bir daha kontrole gerek yokmuş.

Sonra alerji doktoruna geçmişler;
1 ay içinde kilo almış, boy uzamamış. Doktorumuz haftada max. 2 bardak olmak üzere ayrana izin vermiş. Zaditen 3 yasına kadar devam. KEci peyniri simdilik bir sorun yaratmamıs gorunuyormus. 1 ay sonra tekrar cagırmıs, ama bu sefre kan testlerini de istemis :( Iste Doruk'un karsısındaki uniformalı olmasına ragmen olgun olamadıgı tek yer :(

Oradan da Murat Enişte'sinin muayenesine geçmişler. Hemen iki randevu arasına girip, aşısını yapmışlar, ama babası o yogunlukta ne aşısı oldugunu bile soramamıs.

Her neyse her 2 doktorda da (3. doktor enişte olunca onu akraba ziyareti sayıyor Doruk) bütün söylenenleri harfiyen yerine getirmiş ve sonrasında da onlardan şekerini istemiş :(
Biliyor musunuz Doruk, şu lolipoplara doktorlar sayesinde alıştı. Bu doktorlar çocuk aglamasından başları şişitiğinden daha odaya girer girmez çocuk ellerine birer tane şeker tutusturuyorlar. Belki de Doruk bunu sadece doktor muayenesinde yiyebildiginden bu denli uslu duruyordur, ne dersiniz :)

Hızlı bir yolculuk....

Sabah erkenden ilk feribotla Bursa...
Tum gun musteri ziyaretleri...
Aksam 17:30 feribotuyla Bursa'dan Yenikapı...
Ölüyorum yorgunluktan...
Amaç haftaya 3 gece yerine 2 gecelik bir program yapmak...
Böylece yavrudan uzakta daha az geceler geçirmek...

Offf offf, su Bursa ofis bir otursa da bu kadar sık gitmek zorunda kalmasam...

Ama hayır, tükenmişlik muhabbeti yapmayacağım...
Şükür, şükür, şükür :)

11 Ağustos 2009 Salı

Haftasonundan devam...

Pazar gunu Ozlem'lerin bahcede cok keyifli bir mangal organizasyonuna davetliydik. Sagolsun Özlem yine döktürmüş, Kenan'da çok güzel mangal yapıp, bütün gün bizi beslediler :) Doruk ilk başlarda gayet iyiydi, çünkü uyusun diye 2 saat arabada dolastırmıstım onu. Uykusunu alınca yüzü bile gülüyordu, Banu'yla Engin epey şaşırdı hatta. Ama sonra bizimki yine başladı yapacaklarına. Aşağıda fotolardan da göreceğiniz şekilde, Çınar hariç herkesle bir vukuat yaşadı :( Hatta bir ara koptuk artık, sanırım 1 saat falan 'aaaaaaaaa' diye aglıyor, ama sırf beni sinirlendirmek için, bu sırada, kaydıraktan kayıyor, zıplama oyuncagında zıplıyor, bir kosede fındık yiyor, ama hep aynı ses, 'aaaaaaaaaaa' . Bir cocuk 1 saar boyunca nasıl bu sesi cıkarır merak edenler varsa Doruk'a sorabilir. Artık herkes Doruk'un taklidini yapmaya başladı.


Bizimki Ozlem'lerin bahceye girip, bunu gordugunde, nasıl sevindi anlatamam. Artık bir saniye yerinde duramayan bir cocuk oldugundan, boyle hoplama zıplama turunden oyuncaklara bayılıyor :) Tüm gün, bu oyuncagı en cok kullanan herhalde bizim yavru oldu :)Aralarda, Kerem girdi, cıktı, bir ara Tugim girdi, çıktı, en son da Batu abisi eşlik etti ona. Ama bizimki daimi elemandı :)


Bizim yavru, bir ara Özlem'lerin on kapının oradaki saksıların içindeki arılara takıldı, bu ara en buyuk meraklarından birisi, arıların poposundaki igne. Ona hep sakın arıları rahatsız etme, uzaktan seyret, eger ellersen, canları acır, ve belki popolarındaki igne yanlıslıkla eline carpar diyordum :) Boyle olunca onu merak etti, 10-15 dk kadar arının poposunda igne var mı, yok mu onu kontrol etti...


Sonra bir ara Oguzhan'da geldi yanına, Oguzhan artık süper konusuyor, yani al karsına, dunya sorunlarından bahset, o noktaya gelmiş. Bıcır bıcır, tam yemelik :)


Bizim beyfendinin en sevdiklerinden biri de bu sisme yunustu. Zaten yunus hastasıdır kendisi, ama sansa bakın ki, Azra'nin da en sevdiklerinden biri bu olunca, tabii aralarda cekismeler yasandı :) Neyse ki acık hava olunca birbirlerinden uzaklastırmak nispeten daha kolay oldu.


Azra ile Doruk'un bir diger kavga konusu da işte bir koltuktu :) Dısardayken bir ara yagmur yagınca, koltuk ıslandı, bu kadar erkek içinde tek kızımız Azra hanım, hemen eline mendilini alıp silmeye başladı tabii :) Bizim sıpa rahat bırakır mı, bırakmaz...
Tabii sonra da sen oturacaksın, ben oturacagım kavgası :)


En sonunda çözümü ikisini birden oturtmakta bulduk, hatta bir de Batu abileri geldi yanlarına :)


Ataberk'le tartısma konusu ise işte bu kamyonet :) Özlem, biliyor cocukların cekismelerini tabii ,dısarda hic oyuncak bırakmamıstı. Oguzhan gelirken yanında bu kamyoneti getirmiş, Ataberk hemen alıp oynamaya başladı. Bir süre sonra, bizimki, şimdi kime catabilirim diye bakarken, sanırım Ataberk'i gozune kestirdi, bu sefer de onun elinden almaya calıstı, ama cok ısrarcı olmadı bu konuda neyse ki..


Kerem'le olan durum ise, boya kalemleri konusuydu, ama bunu da digerlerine gore nispeten daha yumusak atlatabildik. Boya kalemleri cok olup her ikisinin de eline sıgmayınca birbirleriyle paylasmayı uygun buldular :)


Tugi'yle ilk catısmayı kaydırakta yasamıslardı, ikincisi ise, işte bu hamakta oldu :( Gerçi burada gozune saglam bir tekme yedi bizimki, tabii yine arkasından feryat figan.


Tabi hep sikayet olmaz, yine sık sık tartıssalar bile, en iyi oyun arkadası Azra oldu. Birbirlerine sarılıp opustuler once evde.


Sonra da fındık fıstıkla beslediler :)

İşte bir pazar günü de böyle geçti :)
Tekrar teşekkür ederim Özlemcim :)

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Haftasonundan...


Hafta sonu Ozlem'lerde davetliydik...
Devamı ASAP :)

7 Ağustos 2009 Cuma

Club Med Kemer Pamfilya

Haziran son hafta Kemer'de tatile gitmiştik, cok begenmistim, ancak gereke fotolar, gerekse yorumlar konusunda vakitsizlikten yazı yazamamistim. Şimdi tam tatil sezonu, birbirimizin begendigi yerler daha da onem kazanıyor diye, uzun uzun bahsedeyim :)


Bu sene tatile, kocamın isyerinden bir arkadasıyla beraber gittik, onlar her sene buraya gidip cok methedince, hic dusunmedik. Bizim icin oncelik denizdir. Deniz mutlaka güzel olmalı, sonra temizlik, yesil alan ve havanın cok bunaltıcı olmaması :)
Yukarda oglum arkadasıyla mutlu mutlu oynarken :)


Kumsalı oldukca genis ve ince kum, denizin ilk giris kısmı ufak tas, cok fazla sıg olmayan bir deniz. Hani boyle kum olur, cocuklar rahat rahat dolasır, gezer, o beklentide iseniz, sizi pek mutlu etmez. Ancak cakıllı olmasından dolayı, deniz cok berraktı. Kumsaldan girmek istemezseniz, tesisin 3 tane de iskelesi var, ama oradan girdiginizde derin tabii ki. Su sıcaklıgı gayet guzeldi, ne cok sıcak, ne cok soguk, girince serinleyebiliyorsunuz yani :) Ama usumuyorsunuz da :) Tam sevdigim gibi :)


Çocuklara yonelik cok fazla aktivite var. 2'ye ayırmıslar. 0-3 yas grubu icin Petit Club var, burası ucretli hafta icin 600 TL idi yanlıs hatırlamıyorsam, sabah 9-17 arası hizmet veriyor, aksam da 19-21 arası. Cok guzel, 5 veya 6 kisi var baslarında.
Oglen ve aksam yemeklerini yedirip, oglen uykusuna yatırıyorlardı. Uyku saatinden sonra havuza sokuyorlar. Aksam yemegini de bu yukarda gordugunuz yerde yediriyorlardı. Tek dezavantaj, dil. İngilizce bilen hic yok denebilir, hepsi fransızca konusuyor. Doruk o ucreti bastan odememize ragmen bir gun bile kalmadı orada bu arada :( Illa bizi istedi, biz de diger cocuklar huzursuzlanmasın diye, Doruk'la orada durmak istemedik, cunku bu sefer de digerleri anne-baba diye tutturuyordu.
3-7 yas grubu için ucretsiz ama yine aynı sekilde ozenli
Bir de galiba 7-12 yas icin genc klubu vardı.


Her taraf yemyesil, surekli sulama yapılıyor, etraf meyve (turuncgil) agacları, palmiye ve ciceklerle dolu. Her taraf cok temiz, inanın yerde tek cop bırakmıyorlar, personel cok guleryuzlu ve gercekten calıskandı.


Orada da kendine bir abi buldu tabii bizim Bey :) Ege Abisi ve Ayse ablası orada cok yardımcı oldular bize, ozellikle aksamları cocuk eglencelerinde hep kolladılar oglumu :)


Bizimki muzik caldıgında pek dans etmez ama bazen kendini kaptırıp cosuyordu o da :)


Burada artık dayanamayıp sahneye fırlamıs :) Ama artık kendisinin kız olmadıgının farkında, ne zaman kızlar erkekler ayrılsa, bizimki dogru tarafa dogru kosuyordu :)


Deniz dedigim gibi cok guzeldi, burada daha net gorebileceksiniz, yine canım cekti simdi :)


Alan oldukca geniş, ama odalardan gecip, once havuzdan geciyorsunuz, hemen kumsal sonrasında da. Havuzun etrafında barlar vardı. Bizimki cocuk barına gidip, kendi kendine sipariş bile veriyordu. Ama sipariş hey aynı ; 'Abicim, kırmızıdan alabilir miyim' :) Aynı benim gibi, hep aynı seyleri istiyor :) Tercihi icecek ve dondurmada kırmızı bu arada :)


Aksam ustu saat 5 cayı oluyordu, ve bizimki orada patates cipsiyle tanıstı. Yavru ilk defa gorunce ne oldugunu anlayana kadar etrafında dolandı, ama ne zaman bir tane agzına attı, sonra da gordugunuz gibi basından ayrılamadı. Nasıl seviyor bu cocuklar onlara zararlı seyleri ?!?! Tatilde diye, ne yemek istiyorsa yesin diye bıraktık biz de o 1 hafta boyunca acıkcası. Sosis, salam bile yedi. Hatta Buyumix falan bile :(


Yemek alanının hemen dibinde bir de kucuk park vardı, anne babalar rahat yesin, cocuklar da oynasın diye :) Once bizim bey yiyordu, sonra o oynarken biz yiyorduk yemegimizi :)


Etraf tamamen guvenli, cocuklar dusunulerek yapılmıs nerdeyse her sey, boyle olunca da surekli gozlemek kosuluyla rahat rahat dolanabiliyor. Tabii biz ilk aksam ufak bir kaza atladık. Doruk, kaydıraktan yuruyerek inmek isteyince burun ustu cakıldı ve burnu yara oldu. Neyse ki, iz kalmadı.



Club Med'in en sevdigim yerlerinden ve neden daha once bilmiyordum diye hayıflandıgım olayı iste bu yukardaki fotograf. Bir bebek kosesi vardı. Burada, her turlu ekipman, sadece haslama sebze ve etler, Milupa, sebze-meyve pureleri, bebek mamaları, ozel sutler, buzdolabında cocukların sevdigi buyumix daha dogrusu simdi adını hatırlayamadım. Doruk orada her gun sabah aksam yedi, tadını alınca, neyse ki eve gelince istemedi. Ama orada dolabın onunden onları almadan gecirmek mumkun degildi. Neyse uzatmayayım, kucuk bebegi olanlar giderken yanlarına hicbir sey almasalar da sorun degil. Ilk yıl tatilimizde yanımda tencere bile aldıgımı hatırladım da simdi :(



Yemekler ise, gercekten simdiye kadar hicbir yerde gormedigim kadar ozenli ve lezzetliydi. Mutlaka her gun farklı bir ulke mutfagı vardı, ama bunun yanında, her ogun ve her gun, mutlaka ızgara balık- ızgara et- pizza ve makarna koseleri sabit. Ama onun dısında, susi de yedik, Meksika'da yedik, Italyan, fransız, cin, turk. Gerçekten bu konuda cok özenliler. Ve cok temizler :)



Tatil koyu, hemen dagın eteginde konumlandıgı icin, cok sıcak olmuyormus hicbir zaman, etraf goz alabildigine yesil, agaclar surekli bakılıyor. Her gun bahcıvanlar, temizliyor etraflarındaki yaprakları.

Tesisin icinde, tenis, basket ve akla gelebilecek her spora yonelik alan mevcut. Ucretsi olarak ruzgar sorfu, kano vardı. Tek ucretli aktiviteler, icinde benzin kullanılan jetski, banana idi sanırım.

Şimdiye kadar gittiğim tatil koyleri acısından 8 verebilirim.
Puan kırma sebebim ise;
Denizim kum degil cakıl olması
Yavas yavas değil, birden derinleşmesi
Club odalarında balkon olmaması(sadece otel odalarında balkon var).
Çocuk klubunde Turkce konusan olmaması.